Bas Sayfa Şiirler Faruk Iremet telaşım kaçaktır sözlerim dilsiz

telaşım kaçaktır sözlerim dilsiz

-l-

 

herşeyden önce varız dedik

ve var olduk

isimleri kirlenmesin diye

kanadı kırılmış kuşlarımızın isimlerini

yüreğimizin kuyularının

cepesine kazıdık

ve oraya gizledik

kımıldayan yüreğimizin perdelerinin

ve sırlarının ardına

el değmemiş

mavi gökyüzüne

sar beni...

kirlenmemiş ne varsa

beyaz sayfaların kanatlarına kaldır

yaşadığını ve yaşatığını

ne olursun ben bileyim

farklı olsada...başkadır başka...

kelimelerin...

 

Siverek'te kekik kokusu

yaylada...sinemde rüzgar

Karacadağ'da yayıkta ayran

ezan vakti kucakladım güneşi

kuzular melediğinde

aynanda gözümü açtım... dünyaya

gönlüm yanarken mum ışığında

 

-ll-

 

ben isimsizleri,

anlam taşıyan kelimelerin zenginliğiyle

gönlümde taşıdım

ismi olanlar zaten

yolunu bulmuş

yordamına misafir

üç noktanın anlamı

eğer aşk ise

anladığımızdan dolayı maşuk isek

biz sevdayı yaşatmasını

demek

çoktan öğrenmişiz

isimsizlik

kimliğime işlemiş

kanunen yasaklanmış her sözüm

ben yasaklardan zaten yola düştüm

fermanım ondan yazılmış

telaşım kacaktır

sevdam sönmeyen kıvılcım

her an yanmaya hazır

 

-lll-

 

ne fark eder yanan yangınlarda

akan çağlayanlar olsa

su olsa gönlümden süzülen

aklayan gönlündeki karanlıkları

mavi mavi ise deniz ise barikatlarda

kan kızıl ise gül ise nemli şafaklarında

terim ise gizli gizli süzülen

bu benim ilkim değil sana yazarken

aşk ateşine süzülmelerim

her yangın sevgimde çakmak taşıydı

tutuşturan kızıldan ateş mavilerimi

o ateşte yanan suret benim suretimdi

şehvetlerde gaza gelen firensiz...

ben söyleyemediklerimi yazdım

yazdıklarımla söylendim

yaşadıklarımla kirlendim

elinden yürütüğüm bir bardak suyla aklandım

helalendim...yakamozunu izlerken aydın

kucaklarken kaçak gecelerini terli

anladım artık yazacak bir şeyim yok

kalemimi huzurunda kırdım

''çünkü bunu anlatmak, anlayışın ötesindedir'' dedin

 

-Vl-

 

dudaklarımla dokundum saçlarına

kar yağarken gönlümün seher vaktine

alışamam yorgunluğuna gönlüm, bu feryat niye

ben utangaçlıklarımı geride bıraktım

seheri utangaç çiçekli fistanında

 

her yolum bir bilinmeze açılır

her dönüşü koynuma söylenmeyen sözlerin

ben o yasaklı sözlerle yaşadım

aşk yasaklarını ondan sevdim

her rengi gökyüzünün beni galyana getirir

ben ancak o zaman kim olduğumu bilirim

ben, o zaman renklerini seçerim

rüzgarın öptüğü dokunduğu saçlarında

anlımı anlındaki terde dövdüm

insan ormanında yanlızığımı gizledim

utanan ben miyim arzularım mı bilemem

yoksa uçup geceye yıldız olan

dolunay dudakların mı

ben gecelerimin hırsını sana gizledim

alevleşen gözlerinde aradım o bulmadıklarımı

kar yağarken gönlümün seher vaktine´

gözlerinde ısıttım üşüyen gecemi

dilimdeki utangaç terli sözlerimi

bir sen anladın benim seni anladığımı

birde sevdiğin kekik kokusu

parmaklarımda sen kokuyan

 

-V-

 

anlamak seni

bir şiir gibi

bir mısra gibi

hayatımdaki gizem gibi

sözlerim burkuluncaya dek

yüreğim şahlanıncaya dek

anlamak seni uyanan yüreğimdeki başkaldırı gibi

 

anlamak seni

"yalnızlığını sevip okşamaktan yorgun,

üşümüş geri dönüyorum..." derkendeki

ruh halin gibi

seni anladım hemde...

seni anlatan dizelerindeki

patlayan yanardağ gibi

yüreğindeki bahçenin...

solmayan son gülü gibi

koparmadan

koklayasım

dokunmadan

sevesim geldi her kelimeni

geceye kalmış son sözüm

açtığın pencereden

esen rüzgara

 

saçından geri dönüp savrulan

tenindeki kokuna dokunan

karanlıkları kıskandım

seni sarmalayan geceyi

ve sana dizilen dizeleri...kıskandım

buda benim ruh halim

belkide seninkine benzemez...

 

 

faruk iremet

 

l-18 Ağustos, 2009

ll- 20 Ağustos, 2009

lll- 21 Ağustos, 2009

lV- 22 Ağustos, 2009

-V- 23 Ağustos, 2009

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile