telaşım kaçaktır sözlerim dilsiz
-l-
herşeyden önce varız dedik
ve var olduk
isimleri kirlenmesin diye
kanadı kırılmış kuşlarımızın isimlerini
yüreğimizin kuyularının
cepesine kazıdık
ve oraya gizledik
kımıldayan yüreğimizin perdelerinin
ve sırlarının ardına
el değmemiş
mavi gökyüzüne
sar beni...
kirlenmemiş ne varsa
beyaz sayfaların kanatlarına kaldır
yaşadığını ve yaşatığını
ne olursun ben bileyim
farklı olsada...başkadır başka...
kelimelerin...
Siverek'te kekik kokusu
yaylada...sinemde rüzgar
Karacadağ'da yayıkta ayran
ezan vakti kucakladım güneşi
kuzular melediğinde
aynanda gözümü açtım... dünyaya
gönlüm yanarken mum ışığında
-ll-
ben isimsizleri,
anlam taşıyan kelimelerin zenginliğiyle
gönlümde taşıdım
ismi olanlar zaten
yolunu bulmuş
yordamına misafir
üç noktanın anlamı
eğer aşk ise
anladığımızdan dolayı maşuk isek
biz sevdayı yaşatmasını
demek
çoktan öğrenmişiz
isimsizlik
kimliğime işlemiş
kanunen yasaklanmış her sözüm
ben yasaklardan zaten yola düştüm
fermanım ondan yazılmış
telaşım kacaktır
sevdam sönmeyen kıvılcım
her an yanmaya hazır
-lll-
ne fark eder yanan yangınlarda
akan çağlayanlar olsa
su olsa gönlümden süzülen
aklayan gönlündeki karanlıkları
mavi mavi ise deniz ise barikatlarda
kan kızıl ise gül ise nemli şafaklarında
terim ise gizli gizli süzülen
bu benim ilkim değil sana yazarken
aşk ateşine süzülmelerim
her yangın sevgimde çakmak taşıydı
tutuşturan kızıldan ateş mavilerimi
o ateşte yanan suret benim suretimdi
şehvetlerde gaza gelen firensiz...
ben söyleyemediklerimi yazdım
yazdıklarımla söylendim
yaşadıklarımla kirlendim
elinden yürütüğüm bir bardak suyla aklandım
helalendim...yakamozunu izlerken aydın
kucaklarken kaçak gecelerini terli
anladım artık yazacak bir şeyim yok
kalemimi huzurunda kırdım
''çünkü bunu anlatmak, anlayışın ötesindedir'' dedin
-Vl-
dudaklarımla dokundum saçlarına
kar yağarken gönlümün seher vaktine
alışamam yorgunluğuna gönlüm, bu feryat niye
ben utangaçlıklarımı geride bıraktım
seheri utangaç çiçekli fistanında
her yolum bir bilinmeze açılır
her dönüşü koynuma söylenmeyen sözlerin
ben o yasaklı sözlerle yaşadım
aşk yasaklarını ondan sevdim
her rengi gökyüzünün beni galyana getirir
ben ancak o zaman kim olduğumu bilirim
ben, o zaman renklerini seçerim
rüzgarın öptüğü dokunduğu saçlarında
anlımı anlındaki terde dövdüm
insan ormanında yanlızığımı gizledim
utanan ben miyim arzularım mı bilemem
yoksa uçup geceye yıldız olan
dolunay dudakların mı
ben gecelerimin hırsını sana gizledim
alevleşen gözlerinde aradım o bulmadıklarımı
kar yağarken gönlümün seher vaktine´
gözlerinde ısıttım üşüyen gecemi
dilimdeki utangaç terli sözlerimi
bir sen anladın benim seni anladığımı
birde sevdiğin kekik kokusu
parmaklarımda sen kokuyan
-V-
anlamak seni
bir şiir gibi
bir mısra gibi
hayatımdaki gizem gibi
sözlerim burkuluncaya dek
yüreğim şahlanıncaya dek
anlamak seni uyanan yüreğimdeki başkaldırı gibi
anlamak seni
"yalnızlığını sevip okşamaktan yorgun,
üşümüş geri dönüyorum..." derkendeki
ruh halin gibi
seni anladım hemde...
seni anlatan dizelerindeki
patlayan yanardağ gibi
yüreğindeki bahçenin...
solmayan son gülü gibi
koparmadan
koklayasım
dokunmadan
sevesim geldi her kelimeni
geceye kalmış son sözüm
açtığın pencereden
esen rüzgara
saçından geri dönüp savrulan
tenindeki kokuna dokunan
karanlıkları kıskandım
seni sarmalayan geceyi
ve sana dizilen dizeleri...kıskandım
buda benim ruh halim
belkide seninkine benzemez...
faruk iremet
l-18 Ağustos, 2009
ll- 20 Ağustos, 2009
lll- 21 Ağustos, 2009
lV- 22 Ağustos, 2009
-V- 23 Ağustos, 2009
| Sonraki > |
|---|